Aile İçi İletişim Sorunları

İletişim dediğimiz şey, bir duygunun veya bir düşüncenin karşı tarafa doğru ve sağlıklı bir şekilde aktarılmasıdır. İşte bundan dolayı, anne babaların çocuklarıyla açık ve etkili iletişim kurabilmeleri oldukça önemlidir. Açık, etkili bir iletişim ailenin her üyesi için yararlıdır. Etkili iletişim gerçekleştiğinde, ebeveynler ve çocukları arasındaki ilişkiler büyük ölçüde daha iyi bir hal alır. Genel olarak, ebeveynler ve çocukları arasındaki iletişim iyiyse, aralarındaki ilişki de bir o kadar iyidir.

Çocuklar iletişim kurmayı ebeveynlerini izleyerek öğrenirler. Ebeveynler açık ve etkili bir şekilde iletişim kurarlarsa, çocuklarının da sağlıklı iletişim kurması daha muhtemeldir. İyi iletişim becerileri, çocuklara tüm yaşamları boyunca fayda sağlayacaktır. Çocuklar, ebeveynlerinin onlarla nasıl iletişim kurduğuna bağlı olarak kendileri hakkında fikir ve inançlar oluşturmaya başlar. Ebeveynler çocuklarıyla etkili bir şekilde iletişim kurduklarında, onlara saygı gösterirler. Çocuklar daha sonra ebeveynleri tarafından duyulduklarını ve anlaşıldıklarını hissetmeye başlarlar, bu da çocukta benlik saygısını artırır. Öte yandan, ebeveynler ve çocuklar arasındaki olumsuz iletişim, çocukların önemsiz, duyulmamış veya yanlış anlaşıldıklarına inanmalarına neden olabilir. Bu tür çocuklar da anne babalarına güvenmekte zorluk çekerler.

Anne-baba ve Çocuk İletişimi Nasıl Olmalıdır?

Anne-baba ve çocuk iletişiminin sağlıklı olması için ebeveynlere büyük iş düşer. Çünkü çocuk, iletişim kurmayı ebeveynlerinden öğrenir ve gördüğü şeyleri yapmaya eğilimlidir. Gelin şimdi çocuğunuzun sağlıklı iletişim kurabilmesi için anne babanın neler yapması gerektiğine bir göz atalım.

  • Ebeveynler çocuğun seviyesine inebilmelidir.

Ebeveynler çocuklarıyla iletişim kurarken hem sözlü hem de fiziksel olarak çocuklarının seviyesine inmeleridir. Sözlü olarak, ebeveynler, çocuklarının kolayca anlayabileceği, yaşa uygun bir dil kullanmaya çalışmalıdır. Küçük çocuklarda bu basit kelimeler kullanılarak yapılabilir. Ebeveynler, çocuklarının neleri anlayabildiğini öğrenmeye çalışmalı ve çocuklarının anlayamayacakları şekilde iletişim kurmamaya çalışmalıdır. Örneğin, anne ve babalar çocuklarıyla konuşurken veya onlarla iletişim kurarken fiziksel olarak onlara tepeden bakmamalıdır. Bunun yerine, diz çökerek, oturarak, çömelerek vb. kendilerini alçaltarak çocuklarının seviyesine inmeye çalışmalıdırlar. Bu, göz temasını sürdürmeyi çok daha kolay hale getirecek ve çocuk, karşısındaki tarafından dinlendiğini hissedecektir.

  • Ebeveyn, çocuğu dikkatli bir şekilde dinlemelidir.

Dinleme, öğrenilmesi ve uygulanması gereken bir beceridir. Dinleme, etkili iletişimin önemli bir parçasıdır. Ebeveynler çocuklarını dinlediğinde, onlara ilgilendiklerini gösterirler ve çocuklarının söylediklerini önemserler. İyi bir dinleyici olmanın en önemli unsurları şu şekilde sıralanabilir:

1- Göz teması kurmak

Çocukları ile göz teması kuran ebeveynler, çocuklarına ilgili olduklarını ve onlarla ilgilendiklerini gösterirler. Eğer göz teması kurulmazsa, çocuk ebeveyni tarafından dinlenmediğini düşünür.

2- Dikkat dağıtıcıları ortadan kaldırmak

Çocuklar konuşmak istediklerinde anne babalar tüm dikkatlerini onlara vermelidir. Yaptıklarını bir kenara bırakmalı ve tüm dikkatlerini onlara vermelidirler. Örneğin, ebeveynler, çocukları onlarla iletişim kurmaya çalışırken gazete okumaya veya televizyon izlemeye devam ederse, çocuklar, ebeveynlerinin söyleyecekleriyle ilgilenmediği mesajını alabilir.

3- Söz kesmeden dinlemek

Ebeveynler, çocukları konuşurken onların sözünü kesmemelidir. Çocuğun sözünü kesmeden, bir gülümseme veya bir dokunuşla onları cesaretlendirebilirler. 

İletişimi Engelleyen Anne-baba Tutumları Nelerdir?

Sağlıklı iletişim kurmak ebeveyn ve çocuğun arasındaki bağı güçlendirirken bazı ebeveyn tutumları, çocuğu iletişim kurmaktan uzaklaştırır. Çünkü çocuk rahatsız hisseder ve iletişim kurmaktan çekinir. Şimdi gelin bu tutumların neler olduğuna bir göz atalım.

1- Sürekli ders veren ebeveyn

Bazı ebeveynler, daha önce söylemiş oldukları şeyleri sürekli tekrar eder ve genellikle çocuğa ders vermek isterler. Ebeveynler, çocuklarına bir şeyi bir kez söylediklerinde söylenen şeyin daha değerli olacağını unutmamalıdır. Ebeveynin sürekli ders vermesi ve söylediklerini tekrar etmesi, çocukların ebeveyni dinlemek istememelerine veya savunmaya geçmelerine neden olabilir.

2- Sürekli olarak çocuğun sözünü kesen ebeveyn

Çocuklar konuşurken, ebeveynler onlara söylediklerini bitirme fırsatı vermelidir. Bu aslında en temel nezaket kurallarından biridir. Ebeveynleriyle tek kelime konuşamayacaklarını veya sürekli lafının kesileceğini hisseden çocuklar, ebeveynleri ile iletişim kurmaktan kaçınmaya başlar. 

3- Sürekli eleştiri yapan ebeveyn

Ebeveynler, çocuklarının düşüncelerini, duygularını, fikirlerini veya kendilerini eleştirmekten kaçınmalıdır. Çocuklar genellikle bu tür eleştirileri, doğrudan saldırı olarak görür ve bunun sonucu olarak çocuğun benlik saygısı düşebilir. Ebeveynler çocukların kendilerini değil, davranışları veya çocukların yaptıklarını eleştirmelidir. Yapılan eleştiriler kırıcı değil yapılandırıcı olmalıdır.

4- Geçmişi irdeleyen ebeveyn

Bir sorun veya çatışma çözüldüğünde, ebeveynler bundan bir daha bahsetmemeye çalışmalıdır. Çocukların temiz bir sayfa ile yeniden başlamalarına izin verilmelidir. Sürekli olarak çocuklarının geçmişte yaptıkları hataları gündeme getiren ebeveynler, farkında olmadan çocuklarına kin tutmayı öğretir.

5- Suçluluk duygusu kullanarak çocukları kontrol etmeye çalışan ebeveyn

Bu davranıştan dolayı, çocuklar düşünceleri, duyguları ve/veya eylemleri nedeniyle suçlu hisseder. Suçluluk duygusunu çocuklarını kontrol etmek için kullanan ebeveynler, çocuğu ile arasındaki bağa oldukça zarar verir. Her konuşmada suçlanacağını düşünen çocuk, iletişimden kaçınır.

6- Alaycı bir tavır sergileyen ebeveyn

Ebeveynler, ses tonlarıyla söylediklerinin tersini ima ettiklerinde çocukları ile alay etmiş olurlar. Alaycı bir tavrın olması, çocukların özgüvenini oldukça düşürür. Alay etmek, çocukları ile etkili bir şekilde iletişim kurmaya çalışan ebeveynler için iyi bir araç değildir.

7- Çocuğunu küçük düşürme eğiliminde olan ebeveyn

Bir ebeveyn, çocuğuna isim takarak, onunla alay ederek, çocuğu yargılayarak veya suçlayarak çocuğunu farkında olmadan küçük düşürmüş olur. Küçümsemeler etkili iletişime zarar verir. Aşağılamalar çocukların benlik saygısına zarar verebilir. Ebeveynleri tarafından küçük düşürülen çocuklar, kendilerini genellikle reddedilmiş, sevilmemiş ve yetersiz hissederler.

8- Çocuğunu sürekli tehdit eden ebeveyn

Tehditler zaman zaman etkili olsa da genellikle çocukların ebeveynlerine karşı kendilerini güçsüz ve kırgın hissetmelerine neden olur.

9- Çocuğunun duygularını göz ardı eden ebeveyn

Çocuklar ebeveynlerine nasıl hissettiklerini söylediğinde, ebeveynler bu duyguları hafife almamalıdır. Örneğin, bir ebeveyn, çocuğunun bir basketbol maçını kaybettiği için üzülmemesi gerektiğini düşünüyorsa, bunu söylememelidir. Bunun yerine ebeveynler destekleyici bir şey söylemelidir. Örneğin, “Gerçekten kazanmak istediğini biliyorum. Bazen kaybetmek zordur.” gibi cümleler çocuk için daha destekleyici olabilir. Küçük çocuklarda bu basit, somut kelimeler kullanılarak yapılabilir. Çocukların duygularını ebeveynleri tarafından desteklenmesi gerekir. Ebeveynler, çocuklarına duyguları konusunda olabildiğince anlayış göstermelidir. Aksi takdirde, çocuklar ebeveynleri tarafından yanlış anlaşıldıklarını hissedeceklerdir. 

Sağlıklı ve Etkili Bir İletişim İçin Neler Yapılmalıdır?

Etkili ve açık iletişim kurmak çok fazla pratik gerektirir. Ebeveynler çocuklarının veya kendilerinin mükemmel olmayacaklarını hatırlamalıdır. Ebeveynler de hata yapar. Önemli olan anne babaların çocukları etkili iletişim kurmak için çaba göstermeleridir. 

Olumlu Anne-baba Tutumları Nelerdir? 

Çocukları ile sağlıklı bir iletişim kurmak isteyen ebeveynler, bazı tutumlara sahip olmalıdır. Olumlu ebeveynlik literatürü ile birleştirilen bu tutumlar şu şekilde sıralanabilir.

  • Olumlu ebeveynlik, çocuğa rehber olur.
  • Çocuğa bir şeyler öğretmeyi amaçlar.
  • Çocuğu önemser.
  • Çocuğu zor anlarında yanında olur.
  • Çocuğun ihtiyaçlarına karşı duyarlıdır.
  • Tutarlıdır.
  • Açık iletişim gerektirir.
  • Çocuğa sevgiyi hissettirir.
  • Çocuk için duygusal güvenlik sağlar.
  • Duygusal sıcaklık sağlar.
  • Koşulsuz sevgi sağlar.
  • Çocuğa olumlu olanı gösterir.
  • Çocuğun gelişim aşamalarına ve bu aşamalarda yaşadığı her şeye saygı gösterir.
  • Çocuğun başarıları ödüllendirir.
  • Sınırları belirler.
  • Çocuğun özsaygısını geliştirir.
  • Çocuk yanlış bir davranış sergilediği takdirde çocuğun ruhunu kırmadan onu uyarır.
  • Çocukta olumsuz etki yaratmadan çocuğa disiplini öğretir.

Anne-baba Tutumlarının Çocuklar Üzerindeki Etkileri Nelerdir?

Ebeveynler, çocuklarının davranışlarını büyük ölçüde etkiler. Çocuklar tıpkı bir sünger gibidir. Çocuk, ebeveynin yaptığı her şeyi model alır ve gördüklerini kendi hayatlarına uyarlar. Ebeveynlerin çocukları için doğru örnek olması, bundan dolayı oldukça önemlidir. Olumsuz örnekler çocuğun gelişimine zarar verebilir ve çocukta kötü davranışların oluşmasına yol açabilir.

Çocukların gördüğü veya yaşadığı her şey onlarda birer iz bırakır. Örneğin, ebeveynleri tarafından kötü davranılan veya önemsenmeyen çocuklar, bir dizi antisosyal ve yıkıcı davranışlar geliştirir. Bunun nedeni, kötü tutuma maruz kalan çocukların bu tutum ile başa çıkmaya ve neden bu tutuma maruz kaldıklarını anlamaya çalışmalarıdır. Çocuklarına kötü tutumlar sergileyen ebeveynler, çocuklarının saldırgan olmasına, öğrenme sorunları yaşamasına ve hatta uyuşturucu veya alkol gibi alışkanlıklar edinmesine neden olabilir. Kötü bir tutum, bir çocuğun iç ve dış dünyasını yok eder.

Çocuklar gördüklerini taklit etme eğilimindedir. Çünkü ebeveynlerini rol model olarak alırlar. Örneğin, ebeveynler arasında meydana gelen bir tartışmanın adil ve olgun bir şekilde yapıldığını gören bir çocuk çatışmaların nasıl çözüldüğünü görür ve bunu kendi hayatına uyarlar. Çatışmaların kavga veya şiddet ile sonuçlandığını gören çocuklar ise ebeveynlerinin tartışmaları için kendilerini suçlayabilir ve gelecek yıllarda bu travmanın sonuçları ile mücadele edebilir. Çocuklar düşük benlik saygısı geliştirebilir ve hatta diğer çocuklara karşı şiddet kullanmaya çalışabilir.

Çocuğunuzla Sağlıklı İletişim Kurmanın Yolları Nelerdir? 

Çocuğunuzun ile sağlıklı iletişim kurmak veya mevcut ilişkinizi daha iyi bir hale mi getirmek istiyorsunuz? O halde sunacağımız önerileri dikkatle dinleyin ve günlük hayatınıza dahil etmeye çalışın.

1- Çocuğunuzu dikkatli bir şekilde dinleyin.

Çocuğunuzun konuşmak istediğini hissettiğinizde, tüm dikkatinizi ona verin. Onlarla göz teması kurun, gerekirse çocuğunuzun seviyesine inmek için diz çökün. Ona onu ne kadar iyi bir şekilde dinlediğinizi hissettirin.

2- Duyguyu yakalayın.

Çocuğunuzun sözlerinde veya beden dilinde belirgin bir duygu varsa, o duyguya odaklanın. Gözlem yapın ve zaman zaman sözlerini tekrar edin. Bu, çocuğunuzu ve onun duygularını ciddiye aldığınız mesajını verecektir. Örneğin, “Hava karardıktan sonra dışarı çıkıp oynamana izin vermediğim için mi üzgünsün?” diyebilirsiniz. Buna benzer ifadeler daha sonra çocuğunuzun yanıt vermesini sağlar ve böylece daha çok sohbet etme şansı yakalarsınız.

3- Çocuğunuzun duygularını kabul edin.

Empati, bir başka kişiye, özellikle de bir çocuğa verebileceğimiz en güçlü ve rahatlatıcı tepkilerden biridir. Bu duyguları kabul ettiğinizde, onları doğrularsınız. Çoğu zaman, duygularının kabul edilmesi, çocuğun mecvut problemle başa çıkmaya başlaması için ihtiyaç duyduğu tek şeydir. Bir çocuğun duygularını onayladığınızda, onu bu duyguya karşı duyarlı hale getirir, o duyguyu hissetmesine izin vermiş olursunuz.

4- Bırakın çocuğunuz hata yapsın.

Çocuğunuz size karşı çıktığında, bunun yanlış bir davranış olduğunu düşünseniz bile durumu hemen düzeltmeyin veya hemen tepki vermeyin. Cevap vermeden önce çocuğunuzu dinleyin. Hatta konu ve sergilediği davranış hakkında ona soru sorun. Bu yaklaşım, çocuğunuzun duygularını kabul eder ve onların daha çok konuşmasını sağlar.

5- Durumu çocuğunuzun gözünden görmeye çalışın.

Tepki vermeden önce kendinizi çocuğunuz yerine koymaya çalışın. Çoğu zaman çocuklarımızın yetişkinlere benzer düşünme biçimlerini anlamalarını bekleriz ve onların durumu nasıl düşündüklerini veya nasıl gördüklerini dikkate almayız. Örneğin, eşinizle beraber gece vakti evden çıktığınızda, çocuğunuz sizin ayrılmanızı istemediği için bakıcının önünde duygusal bir çöküş yaşar. Sinirlenebilir, çocuğunuzun davranışını görmezden gelebilir veya kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: Çocuğum şu anda ne söylemeye çalışıyor; benim dikkat etmemi gerektirecek ne ihtiyacı olabilir ki? Örneğin, bu tutumu rahatlık, güvenlik veya anlamadığınız başka bir şeye olan ihtiyacından mı kaynaklanıyor? Bazı davranışların gelişimsel ihtiyaçları ile bağlantılı olduğunu gördüğünüzde, uygun bir müdahale ile akılcı ve sabırlı olmak daha kolaydır.

6- Çocuğunuzu utandırmaktan kaçının. Bunun yerine sergilediği davranışa odaklanın.

Bir çocuğu sürekli olarak utandırmak, çocuğun özgüveninin düşmesine neden olur. Örneğin, 10 yaşındaki bir çocuk yemekte üç kez sütünü deviriyor diyelim ve babası öfkeyle şu sözleri söylüyor olsun: “Aptal mısın? Daha dikkatli olsana!” Bu gibi ifadeler zamanla çocuğun aklına kazınır ve çocuğun kendisini kusurlu hissetmesine neden olur. Burada yapılması gereken şey çocuğu rahatlatmaktır. Aynı durum göz önüne alındığında babanın şu sözleri söylemesi çok daha iyi olacaktır: “Sorun değil oğlum. Gel masayı temizlemek için bir havlu alalım. Herkes hata yapar.” Bir çocuk destekleyici ve teşvik edici bir şekilde talimat verilirse davranışını düzeltmeyi öğrenebilir.

7- Çocuğunuzu çözüm bulmaya yönlendirin.

Çocuğunuzla aynı fikirde olmadığınız bir durumla karşılaştığınızda, çocuğunuza ne olmasını ya da neyi değiştirmek istediğini sorun. Bu, çocuğun her sorun için birden fazla seçenek olduğunu görmesini sağlar. Çocuklarımızı çözümün bir parçası olmaya teşvik ettiğimizde, genellikle sorunu çözmek için daha fazla motivasyona sahip olurlar. Bizden söylemesi!

Aile İçi İletişim Sorunlarında Psikiyatrik Destek Ne Zaman Alınmalıdır? 

Zaman zaman her ailede sorunlar olur. Ancak bu sorunların sürekli hale gelmesi, aile fertlerini oldukça kötü etkiler. Aile fertleri arasındaki çatışmalar, olumlu bir şekilde çözülmeli ve ortak bir sonuca varılmalıdır. Aile içi iletişim sorunlarından meydana gelen sorunlar için ise uzman bir doktordan destek almak oldukça önemlidir. Bir çocuk ve ergen terapisti devreye girip sorunların çözülmesine yardımcı olur. Terapideki amaç, bütün aileyi bir arada tutmak, aile ilişkilerini geliştirmek ve aradaki bağı güçlendirmektir. Terapist aynı zamanda ebeveyn ve çocuklarla da özel olarak çalışır. Aradaki bağın zayıf olduğu takdirde terapist, hem çocuk ile hem de ebeveyn ile iletişime geçer. Hangi tarafın daha olumlu olması gerektiğine karar verir. Örneğin, çocuğunu sürekli olarak azarlayan veya tehdit eden bir ebeveyn ile ayrı bir çalışma gerçekleştirilir. Eğer aile içi iletişim sorunlarından etkilenmiş bir çocuk var ise, çocuk ile hem bu konu üzerine odaklanılır hem de çocuğa öz benlik saygısı kazandırılmaya çalışılır. Bu sayede hem mevcut sorunlar çözüme kavuşturulur hem çocuğun gelişimi için önemli bir adım atılır. 

Dr. Bilge Merve Kalaycı ve Aile İçi İletişim Sorunları

Her ailede zaman zaman iletişim sorunları meydana gelebilir. Bu sorunlar, ebeveyn veya çocuk kaynaklı olabilir. Eğer her şey yolunda olsa da çocuk iletişim sorunları yaşıyorsa mevcut durumun çocuğun yaşamını olumsuz olarak etkilememesi için acilen gerekli desteğin alınması önerilir. Çocuk ve Ergen Psikatri Uzmanları ve uzman psikologlar aracılığı ile de bu tür problemlerde danışmanlık alınabilir. Bu noktada önemli olan şey, çocuğun yeterince gözlemlenmiş olmasıdır.

Ankara ilinde yer alan birçok uzman bu konuda hizmet vermektedir. Eğer siz de çocuğunuzun aile içi iletişim sorunlarına neden olduğundan veya bu sorunu yaşadığından endişe duyuyorsanız dilediğiniz zaman Uzman Dr. Psikiyatrist Bilge Merve Kalaycı‘dan randevu alabilirsiniz. Tedavi sürecinde sadece hekimin başarılı olması yeterli olmamaktadır. Bu süreçte ailenin yanı sıra sosyal çevre de önemli hale gelir. Tedavinin en temel amacı çocuk için yaşam kalitesini en üst seviyelere taşımaktır. Bu temel amaç, hem tedavi süreci hem terapiler hem de ailenin desteği ile sonuç verebilir.

 

Akran Zorbalığı

Çocuklarda Alt Islatma (Enürezis)

Çocuklarda Kaka Kaçırma (Enkoprezis)

Çocuklara Boşanma Konusunda Açıklama Ne Zaman Yapılmalı

Çocuk ve Bebeklerde Yaşlara Göre Gelişimsel Dönemler

Çocuklarda ve Ergenlerde Öfke Kontrol Sorunları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Scroll to Top